“Bazı günler insan ne yorgun ne dinlenmiş olur. Sadece bir yere bırakılmış gibidir.”

Kendimi köşe kırlent gibi hissediyorum. Buna daha havalı bir anlatımla köşe yastığı diyebilirim. Kırlent Fransızcadan dilimize girdiği için fonetik olarak daha farklı gözükebilir. Köşe yastığı daha bizden, daha samimi olsa da insanlar daha entelektüel gözüksün diye “lö kırlent” bile diyebilir. Ama ben insanların ne dedikleriyle çok ilgilenmiyorum. Tabii bunu böyle bol keseden söylüyor olsam da insanların dediklerine takılan bir yapım var. Bu anlattığım sadece kırlente özel…

Hayat idame telaşı sonrasında kendime ayrılan zaman diliminin ilk dakikalarını kedime ayırıp onun gönlünü yaptıktan sonra devamlılık adına derin sorunlarım var.

Yapabileceklerim ve Yapamadıklarım

Şimdi kulaklıklarımı takıp sesli kitap eşliğinde yürüyüş bandı üzerinde biraz yürüyebilir ya da yarı otomatik espresso makinamdan kendime güzel bir kahve yapabilirim. Yeni yeni yazmayı düşündüğüm ve büyük ihtimalle sonrasında çabuk sıkılacağım bloğum adına yazmaya da devam edebilirim.

Yazmak dışında geriye kalan; belirli bir ekonomik kazançla erişim sağlanan ve serotonin ile dopamin salgılamamda bana destek olan unsurlar… Ve bunların hepsi adına kaburgamın üzerine oturan isteksizlik de cabası. Bu yüzden genel bir yargım yok. Belki dümdüz ayağıma yorganıma göre uzatıp yatıp dinlenebilirim.

 

Yağmur
Yağmur

Yağmur, Migren ve Vazgeçişler

Orada da evin ısınma hizmeti sonrasında bana katma değer sağlayan hizmet sahiplerine ödediğim meblağı sindirmem gerekiyor olabilir. Bu yüzden orta yerde köşe kırlent gibi kala kaldığımı hissediyorum.

Dışarıda hafif hafif yağmur yağıyor. Birkaç yıl öncesine kadar bu tarz havalarda yürümeyi severdim. Hâlâ seviyor olma ihtimalim var ama eskiye göre bu havalar migren ağrımı tetikliyor. Belki de birçok sevdiğim şey, hayatımda olumsuzlukları tetiklediği için vazgeçtiğim gibi yürümekten de vazgeçiyorum. Gerçi dediğim gibi bir yürüyüş bandım var; orada yürüyebilirim. Uyku öncesinde dinlenen yağmur sesleriyle yapay bir zeminde yürüyüş hazırlayabilirim kendime…

Yaş Almak mı, Yaşamak mı?

Aslında yaşlandığımı da düşünebiliriz; bütün her şeyi bu heybede toplayabiliriz. Ama yaşlılık yaşanmışlıktan türeyen bir kalıp değil mi? Biz neden sadece yaş alıyoruz da yaşanmışlık alamıyoruz, bilmiyorum.

Aman dünya hâli dünyada kalsın; bazen düşününce migrenim tutuyor. Ben uslu uslu köşe kırlent gibi oturup durayım. Belki de mesele hiçbir şey yapamamak değil. Bazen insanın tek yapması gereken, köşe kırlent gibi durmayı kabul etmektir. Çünkü bazı dinlenmeler hareket ederek değil, durarak olur.

Visited 73 times, 1 visit(s) today

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir