Keşke Türkçedeki az çaba kuralı insan ilişkilerinde de geçerli olsaydı. Bir şeyi daha az enerjiyle anlatabilseydim. Cümlenin devamını karşımdaki tamamlasa, ben yalnızca ana fikri bıraksam; her detayı tek tek açıklamak zorunda kalmasam, anlaşılmak için fazladan çaba harcamasam.

Dil bunu başarıyor. “Mağara” kelimesi bu kuralın bir sonucu olarak çoğu zaman “maara” diye okunuyor. “Ğ” harfi silikleşiyor, yükü sesli harf taşıyor. Dil, en az çabayla anlam üretmenin yolunu buluyor. (bkz; ğ” harfi ve doğru telaffuz yöntemleri)

Peki biz neden bulamıyoruz?

İnsan İlişkilerinde Az Çaba Kuralı Neden İşlemiyor?

Hayatım; iş, ev ve sosyal çevre içinde sürekli insanlara bir şeyler anlatarak geçiyor. Neredeyse her gün saatlerce konuşuyor, açıklıyor, örneklendiriyor, sadeleştiriyorum. Çünkü bir düşünce zihnimde doğduğu haliyle karşı tarafa ulaşmıyor.

Doğru anlaşılmak için kendimi yeniden düzenlemem gerekiyor. Kullandığım kelimeleri seçiyorum. Tonumu ayarlıyorum. Cümlelerimi törpülüyorum. Karşımdaki kişinin anlayabileceği bir forma sokuyorum. Ve her defasında zihnimden biraz daha eksiltiyorum.

az çaba kuralı

Doğru Anlaşılma Çabası ve Zihinsel Yorgunluk

İnsan ilişkilerinde en yorucu şey anlatmak değil; sürekli adapte olmak. Kendi düşünce hızını yavaşlatmak. Derinliği azaltmak. Bazen günü gerçekten yüzde yirmi şarjla bitiriyorum.

Bu bir konfor alanı gibi görünebilir. Daha az direnç, daha az çatışma. Ama uzun vadede insanın kendi zihnine karşı yaptığı bir sadeleşme bu. Ve bu sadeleşme her zaman huzur getirmiyor.

Düşünsel Yalnızlık: Herkesle Konuşup Kimseyle Derinleşememek

En zor kısmı şu: Fiziksel olarak kalabalığın içindeyim ama zihinsel olarak yalnız hissediyorum. Çünkü bazı insanlar hâlâ düşüncelerinin ambalajını açmamış gibi. Sorgulamak yerine yüzeyde kalmayı tercih ediyorlar Herkesi memnun edemeyeceğimi biliyorum. Ama altına imza attığım işin kaliteli olmasını istiyorum. İsmimin bir ağırlığı olsun istiyorum. “Boş ver onu” denilen biri olmak, insanın özsaygısına dokunuyor. Bu ego değil. Bu, emeğe duyulan saygı…

Az Çaba Kuralında Bir “Ğ” Olmak

Bazen kendimi bir “ğ” harfi gibi hissediyorum. Yazımda varım ama sesimde yokum. Anlamın içindeyim ama yükü ben taşımıyorum. Toplumsal ilişkilerde bazı “sesli harfler” fazlasıyla uzatılıyor. Süreci sahipleniyorlar. Daha görünür oluyorlar. Ama anlam her zaman en çok sesi çıkaranla oluşmuyor. Ben köşeme çekilip susmak istemiyorum. Düşünce sistemimden taviz vermek istemiyorum. Az çaba kuralına sığınarak kendimi silmek istemiyorum.

Kendini İfade Etmekten Vazgeçmemek

Belki de mesele şu: Biz yazalım. Herkes yazıldığı gibi okumasa da olur. Ama en azından kendi sesli harflerini gereksiz yere uzatmasınlar. Az çaba kuralı dilde işe yarayabilir. Ama insan ilişkilerinde bazen çaba, insanın kendine duyduğu saygının göstergesidir.

Visited 44 times, 45 visit(s) today

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir